ISSN: 1309 - 3843 E-ISSN: 1307 - 7384
FİZİKSEL TIP VE REHABİLİTASYON
BİLİMLERİ DERGİSİ
www.jpmrs.com
Kayıtlı İndexler


DIĞER

POSTMENAPOZAL OSTEOPOROTİK HASTALARDA KEMİK DÖNGÜSÜNÜN BİYOKİMYASAL BELİRTEÇLERİ İLE KEMİK MİNERAL YOĞUNLUĞU ARASINDAKİ İLİŞKİ
RELATIONSHIP BETWEEN BIOCHEMICAL MARKERS OF BONE TURNOVER AND BONE MINERAL DENSITY IN POSTMENOPAUSAL OSTEOPOROTIC PATIENTS
Makale Dili: TR - Medline No: 66204
ÖZET
Postmenapozal dönemdeki osteoporotik hastalarda kemik döngüsünün biyokimyasal belirteçleri ile kemik mineral yoğunluğu (KMY) arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amaçlandı. En az 5 yıldır postmenapozal dönemde olan ve yapılan tetkik sonucu osteoporoz tanısı alan 28 hasta çalışma grubuna alındı. Hastaların yapılan sorgulamasında 12 hastanın (yaş ortalaması 59,75±5,10) daha önce osteoporoza yönelik herhangi bir tedavi almadıkları, 16 hastaya (yaş ortalaması 61,06±6,48) ise osteoporoz nedeniyle muhtelif tedavilerin başlandığı ancak ilaca uyumsuzluk ve yan etki nedeniyle en az 6 aydır tedavilerini bıraktıkları saptandı.

Her iki hasta grubunda kemik yapım belirteçleri olarak total alkalen fosfataz (ALF), kemiğe spesifik ALF (KALF) ve osteokalsin (OK); yıkım belirteçleri olarak 24 saatlik idrarda piridinolin (PYD), deoksipiridinolin (DPYD) ve hidroksipirolin (HOP) düzeylerine bakıldı. Kemik mineral yoğunluğu (KMY) değerlendirilmesi DEXA ile lomber omurgada L2-4 ve kalçada femur boynu T skoru değerleri ölçülerek yapıldı. İki vaka grubunda kemik döngüsünün biyokimyasal belirteçleri ve KMY arasındaki ilişki araştırıldı.

Daha önce osteoporoz tedavisi almış olan vaka grubu ile hiç tedavi almamış vaka grubunun her ikisinde de KMY değerlendirmesi ile saptanmış osteoporoz mevcuttu. Her iki grupta da yapım belirteçlerinin (ALF, KALF, OK) ve yıkım belirteçlerinin (PYD, DPYD, HOP) değerleri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu. Tedavi almış grupta sadece OK ve lomber L2-4 arasında p=0.019 r =-0.577, ALF ile lomber L2-4 arasında p=0.016 r =-0.589'lik bir ilişki saptandı.

Çalışmanın sonucunda, primer osteoporozun tanısında altın standardın KMY ölçümü olduğu ve biyokimyasal belirteçlerden sadece yapım göstergelerinin KMY ile uyumlu olduğu görüldü. Bakılan yıkım belirteçlerinde ise bu ilişki saptanmadı. Daha duyarlı yıkım belirteçlerinin kullanılmasının ve vaka sayısının artırılmasının uygun olacağını düşünmekteyiz.

ABSTRACT
It is aimed to asses the relationship between bone mineral density and biochemical markers of bone turnover in postmenopausal period osteoporotic patient.Twentyeight women at postmenopausal period for at least 5 years who were diagnosed as osteoporotic at the end of scrutiny included in the study. After investigation twelve patients (mean age 59.75±5.10) found to have no treatment at all, sixteen patients (mean age 61,06±6.48) found to be treated with different modalities for osteoporosis but non medicated for at least 6 months due to lack of harmony and side effects is found.

As for bone formation markers total alkaline phosphatase (ALP), bone specific alkaline phosphatase (BALP) and osteocalcin (OC), as for bone resorbtion markers in 24 hour urinary pyridinoline (PYD), deoxyprydinoline (DPD) and hydroxyproline (Hyp) levels are measured in two case groups. To assess the bone mineral density T score values in DEXA for lumbar vertebrae L2-4 and femoral neck are measured. In two case group relationship between biochemical markers of bone turnover and bone mineral density is investigated.

In both treated case group and nontreated case group osteoporosis is demonstrated with bone mineral density assessment. No statistically significant difference is found in levels of formation (ALP, BALP, OC) and resorbtion (PYD, DPYD, HOP) markers in either group. In treatment group a significant relation is found between OC and lumbar vertebrae L2-4 (p=0.019 r =-0.577), ALP and lumbar vertebrae L2-4 (p=0.016 r =-0.589).

At the end of the study bone mineral density measurements are found to be the gold standart in diagnosis of primary osteoporosis and only bone formation markers among biochemical markers found to match with bone mineral density. This relation is not found with bone resorption markers that are studied. We think that use of more sensitive resorption markers and increasing sample size will be appropriate.